The Secret to Success in this Sector is to Be Passionate

Featuring Başkani Gül GOKTEPE, Nutek Inc, Türkiye.

NÜKAD BAŞKANI GÜL GÖKTEPE:
“BU SEKTÖRDE BAŞARININ SIRRI, TUTKULU OLMAK”

NÜKAD CHAIRMAN GÜL GÖKTEPE:
“THE SECRET TO SUCCESS IN THIS INDUSTRY IS TO BE PASSIONATE”

Tarih boyunca devrim niteliğinde buluşlarıyla çok sayıda kadın insanlığın gelişimine katkı sağlayan sayısız başarıya imza atarken, bu başarıların çoğu gölgede kaldı. Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarında çalışan kadınlara yönelik asırlardır var olan ve Einstein’ın “atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur” dediği ön yargıların da bunda etkisi büyük oldu. Yaşadıkları dönemin önüne geçmeyi başaran bilim kadınları ise halen günümüze ışık olmaya devam ediyorlar. Radyolojiden kanser tedavilerinde kullanılan radyoterapiye kadar çok sayıda alanın temelini oluşturan, iki Nobel ödüllü Polonya asıllı Kimyager ve Fizikçi Marie Curie, nükleer füzyon konusundaki buluşları ile tarihe geçmeyi başaran Avusturyalı Fizikçi Lise Meitner, nükleer endüstriye kazandırdığı teknolojilerle ‘elementlere hükmeden kadın’ diye tanımlanan Rus nükleer fizikçi Zinaida Yerşova nükleer alanda ‘ilham kaynağı’ olan önemli isimler.

While many women have achieved countless successes that have contributed to the development of humanity with their revolutionary inventions throughout history, most of these successes have been overshadowed. The prejudices against women working in the fields of science, technology, engineering and mathematics, which have existed for centuries and that Einstein said “it is harder than splitting the atomic nucleus”, had a great effect on this. The women of science who managed to get ahead of the period they lived in still continue to be the light of today. Two Nobel laureates, Polish-born Chemist and Physicist Marie Curie, which forms the basis of many fields from radiology to radiotherapy used in cancer treatments, Austrian Physicist Lise Meitner, who managed to go down in history with her discoveries on nuclear fusion, Russian nuclear physicist who is defined as “the woman who rules the elements” with the technologies she brought to the nuclear industry. Zinaida Yerşova is an important name in the nuclear field who is an ‘inspiration’.

ROL MODELLERİN ROLÜ

Zorlu koşullara göğüs gererek, inandığı şeyden vazgeçmeyen cesur ve güçlü kadınların ‘yaşanabilir bir dünya için’ mücadeleleri bugün de devam ediyor. Ancak, hem ortaöğretim hem de yükseköğretimde kadın sayısındaki artışlara rağmen, halen “STEM” adı verilen bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarında yeterince temsil edilmiyorlar. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (IAEA) göre gençler meslek seçimi yaparken, toplumun bir bilim insanının neye benzediğine dair klişe bakış açılarından ve önyargılarından çok etkileniyorlar. Özellikle nükleer alanda rol modellerin, gençlerin tercihinde önemli rol oynadığına dikkat çekiliyor. Türkiye’de de son yıllarda başarılı bilim kadınları, ilham veren hikâyeleri ve yürüttükleri projelerle pek çok gence ilham kaynağı oluyorlar. Radyolojiden çevreye, sağlıktan tarıma, güvenlikten iklim değişikliğine kadar farklı alanlarındaki örnek çalışmalarıyla nükleere yönelik mitlerin ve ön yargıların önüne geçmeyi de başarıyorlar.

THE ROLE OF ROLE MODELS

The struggle of brave and strong women, who do not give up on what they believe in by enduring difficult conditions, continues today for a livable world. However, despite the increases in the number of women in both secondary and higher education, they are still underrepresented in the so-called “STEM” fields of science, technology, engineering and mathematics. According to the International Atomic Energy Agency (IAEA), when choosing a career, young people are influenced by society’s stereotypical viewpoints and prejudices about what a scientist looks like. It is noted that role models, especially in the nuclear field, play an important role in the choice of young people. In recent years, successful women scientists in Turkey have been a source of inspiration for many young people with their inspiring stories and projects. With their exemplary work in different fields from radiology to the environment, from health to agriculture, from security to climate change, they also succeed in preventing myths and prejudices about nuclear.

SORUNLAR İÇİN ORTAK MÜCADELE

Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi CERN’de önemli çalışmalara imza atan, uzay radyasyonu ve uzay fiziği konularında uluslararası başarılara sahip, “Dünyanın bilime, bilimin kadınlara ihtiyacı var” mottosu ile verilen ‘Uluslararası UNESCO Yükselen Yetenek Ödülü’nü 2017 yılında alan Prof. Dr. Bilge Demirköz, önemli rol modellerden biri. Türkiye’nin ilk ‘Parçacık Radyasyonu Test Altyapısı Projesi’ şu anda onun liderliğinde sürdürülüyor. Demirköz, bir yandan da gençleri bilim dünyasına teşvik edecek projelere katılıyor, konferanslar veriyor, sergiler düzenliyor. Demirköz, kadınları bilime teşvik etmenin önemini şöyle anlatıyor: “Dünyanın yükleri ve problemleri artıyor. Bu problemleri çözmek için güce ihtiyacımız var. Bu gücün yüzde 50’sini kadınlar oluşturuyor. Küreselleşen dünyada ise kadının geride kaldığı toplumlar gelişemez. Bu nedenle hem problemleri hep birlikte çözmek hem de kadınların gelişimini desteklemek için kadınları bilime daha çok teşvik etmeliyiz.”

COMMON FIGHTING FOR PROBLEMS

Having carried out important studies at the European Nuclear Research Center, CERN, having international achievements in space radiation and space physics, and receiving the “International UNESCO Emerging Talent Award” in 2017, given with the motto “The world needs science and science needs women”, Prof. Dr. Bilge Demirköz is one of the important role models. Turkey’s first ‘Particle Radiation Test Infrastructure Project’ is currently under his leadership. Demirkoz also participates in projects that will encourage young people to the world of science, gives conferences and organizes exhibitions. Demirköz explains the importance of encouraging women to science as follows: “The burdens and problems of the world are increasing. We need power to solve these problems. Women make up 50 percent of this power. In the globalizing world, societies where women are left behind cannot develop. For this reason, we should encourage women to science more, both to solve problems together and to support the development of women.”

“The world needs science and science needs women.” — Prof. Dr. Bilge Demirköz, Ankara, Turkey

TÜM DÜNYADA BİTKİLERDE VERİM ARTIŞI

Türkiye’de yürüttüğü sayısız başarılı tarım projesinin ardından IAEA’da Nükleer Bilimler ve Uygulamalar Bölümü’nde ‘Bitki Islahçısı ve Genetikçi’ olarak çalışan Türk bilim insanı Ziraat Mühendisi Fatma Sarsu, ‘rol model’ kadınlardan biri. Sarsu, IAEA’nın sitesinde çok sayıda gence ilham verecek hikâyesini şöyle anlatıyor: “Babamın çiftliğinde büyüdüm. Onun ekinlerine duyduğu sevgiyi, onlara nasıl baktığını izlemek beni tarımda çalışmaya ikna etti. Ürün ve mutasyon ıslahını incelemek, mahsul verimliliğini nasıl artıracağımızı öğrenmenin en hızlı yolu olarak ortaya çıktı. IAEA’da bitki ıslahı ve genetiği üzerinde çalışmak, tüm dünyada tarım ürünleri verimliliğini artırmak gibi daha da büyük bir çiftlik verdi bana. Her gün profesyonel bir tarım bilimcisi olarak insanlığın yararına çalıştığımı bilmek bana büyük mutluluk veriyor.”

INCREASED PRODUCTION OF PLANTS ALL OVER THE WORLD

Agricultural Engineer Fatma Sarsu, a Turkish scientist working as a ‘Plant Breeder and Geneticist’ in the Nuclear Sciences and Applications Department of the IAEA, after numerous successful agricultural projects she carried out in Turkey, is one of the ‘role model’ women. Sarsu tells his story that will inspire many young people on the IAEA website: “I grew up on my father’s farm. Watching his love for his crops and how he looked after them convinced me to work in agriculture. Studying crop and mutation breeding has emerged as the fastest way to learn how to increase crop productivity. Working on plant breeding and genetics at the IAEA has given me an even bigger farm to increase crop productivity around the world. It gives me great pleasure to know that every day I work for the benefit of humanity as a professional agronomist.”

YAŞAMI İYİLEŞTİRME SORUMLULUĞU

Türkiye’nin çeşitli dönemlerdeki nükleer teknoloji transferi ve nükleer santral kurma hazırlık süreçlerine yakından tanıklık eden Türkiye’de “Nükleer Alanda Kadınlar” (NÜKAD) olarak bilinen, “WIN (Women in Nuclear) Global Turkey” Grubu’nun kurucusu ve Başkanı olan B. Gül Göktepe de nükleer alanın öncü isimlerinden. Çekmece Nükleer Araştırma Merkezi için geliştirdiği Göl Projesi, Birleşmiş Milletler (BM) ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (IAEA) en başarılı teknik işbirliği projeleri arasında gösterilen “Karadeniz’in Çevresel Yönetimi” gibi dikkat çeken çevre projelerine imza attı. BM Viyana Daimi Temsilciliği’nde Türkiye’nin ilk kadın Nükleer Ataşesi olarak görev yaptı. “Nükleer alanda çalışmak büyüleyici olduğu kadar zordur da” ifadelerini kullanan Göktepe, “Yaşamı iyileştirmek ve gezegeni korumak gibi büyük sorumluluk taşıyoruz. Ve bu sektörde başarılı olmanın sırrı, tutkulu olmak! Nükleerde kadın sayımız gün geçtikçe artacak, buna inanıyorum. Yapacak çok işimiz var ve dünyanın bize ihtiyacı var!” diyor.

LIFE IMPROVEMENT RESPONSIBILITY

Witnessing Turkey’s nuclear technology transfer and nuclear power plant preparation processes in various periods, Gül Göktepe., the founder and President of the “WIN (Women in Nuclear) Global Turkey” Group, known as “Women in the Nuclear Field” (NÜKAD) in Turkey. Gül Göktepe is one of the leading names in the nuclear field. She undersigned remarkable environmental projects such as the Lake Project she developed for the Çekmece Nuclear Research Center and the “Environmental Management of the Black Sea”, which is shown as one of the most successful technical cooperation projects of the United Nations (UN) and the International Atomic Energy Agency (IAEA). She served as Turkey’s first female Nuclear Attaché at the UN Vienna Permanent Mission. Göktepe said, “Working in the nuclear field is as challenging as it is fascinating” and said, “We have a great responsibility to improve life and protect the planet. And the secret to success in this industry is to be passionate! I believe that the number of women in nuclear will increase day by day. We have a lot of work to do and the world needs us!” she says.

AKKUYU GİBİ UZUN İNCE BİR YOL

Hayat hikâyesini “Türkiye’nin Akkuyu hikâyesi gibi zorluklarla dolu, çok uzun ve ince bir yol” olarak tanımlayan Göktepe, İngiltere’de atom mühendisliği okuduğunu, ülkeye dönüşünde katıldığı enerji kongresinde, dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanının ‘600 MW gücündeki ilk nükleer santralin Akkuyu’da kurulacağı ve 1986 yılında işletmeye alınacağı müjdesi’ ile sektöre umutla adım attığını söylüyor. “O kongreden bu yana nerdeyse 44 yıl geçmiş. Düşünüyorum da o zamandan bu yana nükleerde dünya nerede, biz neredeyiz” diyen Göktepe, Türkiye’nin nükleer santral hikâyesini ise şu sözlerle özetliyor: “Türkiye’nin ilk nükleer santrali Akkuyu Nükleer Santrali projesinde geçmişte öngörülemeyen zorluklar, ertelemeler yaşandı. Şimdi, ne mutlu ki inşaatı tüm hızıyla sürüyor. Kafamda bunca yıllık zorlu mücadeleden sonra değişmeyen bir tek olgu var. O da nükleer teknolojinin dünyanın ve Türkiye’nin geleceği için vazgeçilemez olduğu. Şu anda dünyanın geleceğini tehdit eden en büyük tehlike; iklim değişikliği. Sera gazı emisyonlarını azaltmak için karbonsuz elektrik üretimine ihtiyaç var. O da yenilenebilir enerji, nükleer santraller ve karbon yakalama ve depolamalı fosil yakıtlar (carbon capture and storage-CCS) olmak üzere sadece üç yoldan elde edilebiliyor.”

A LONG THIN ROAD LIKE AKKUYU

Defining her life story as “a very long and narrow road full of difficulties, like Turkey’s Akkuyu story”, Göktepe said that she studied atomic engineering in England, and that she attended the energy congress on her return to the country, and that the Minister of Energy and Natural Resources of the time said that the first nuclear power plant with 600 MW power was Akkuyu. She says that she stepped into the sector with hope with the good news that it will be established in ‘Turkey and will be put into operation in 1986’. “It has been almost 44 years since that congress. Goktepe, who says, “Where are we and where are we in the nuclear field since then,” said, and summarizes Turkey’s nuclear power plant story with these words: “In the past, unforeseen difficulties and delays were experienced in the Akkuyu Nuclear Power Plant project, Turkey’s first nuclear power plant. Now, fortunately, its construction is in full swing. There is only one fact in my mind that has not changed after all these years of hard struggle. That nuclear technology is indispensable for the future of the world and Turkey. The biggest danger threatening the future of the world right now; climate change. Carbon-free electricity generation is needed to reduce greenhouse gas emissions. It can be obtained in only three ways: renewable energy, nuclear power plants and fossil fuels with carbon capture and storage (CCS).

President of Nutek inc, and Women in Nuclear, Turkey, Gül Göktepe of Istanbul, Turkey was the first women representing Turkey at the IAEA in Vienna, Austria, having also spent time on numerous international nuclear missions, including the Chernobyl and Fukushima incidents. She has published over one hundred and thirty scientific papers and authored many articles related to nuclear power stations, and the Black Sea. She has received numerous awards and fellowships including an international medal, the Black Sea Medal, awarded for outstanding services to protect the Black Sea environment, by UNDP GEF, BSC and BSERP.

BAŞARILARI DİKKAT ÇEKİCİ

Hacettepe Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi Ana Bilimdalı Radyoterapi Fiziği Programı’ndaki doktora çalışması kapsamında geliştirdiği ‘radyoterapide her hastaya ve bölgeye (meme, tiroid vb.) uyabilecek zırh ve karşı memeyi tedavi alanından uzaklaştıracak sütyen tasarımıyla Hacettepe Üniversitesi ve Hacettepe Teknokent Teknoloji Transfer Merkezi işbirliği ile düzenlenen “Hacettepe Hamle İnovasyon Yarışması”nda 2018 yılında Sağlık Teknolojileri alanında birinci olan Nükleer Enerji Mühendisi Nur Kodaloğlu, alanın genç ve başarılı isimlerinden biri. 2019 yılında Teknofest kapsamında Türk Patent Enstitüsü’nün düzenlediği ISIF 2019- Uluslararası Buluş Fuarı’nda “İkincil Kanser Riskini Azaltan Bir Sütyen” patenti ile ‘bronz madalya’ ile ödüllendirilen ve yeni buluşlar üzerinde çalışan Kodaloğlu kadınların bilime katkısını şu sözlerle vurguluyor: “Farklı meslek gruplarındaki kadınlar toplumun çeşitliliğini yansıtmaktadır. Bugün hem nükleer mühendislik alanında, hem de hastanelerin radyoterapi bölümlerindeki kadın medikal fizikçi ve kadın hekimler ile nükleer tıp, radyoloji bölümlerindeki kadın hekimlerin sayısı azımsanmayacak kadar çok. Yaptıkları yayınlar göz önünde bulundurulduğunda bilime yaptıkları katkının da bir o kadar fazla olduğu görülecektir. Kadınların toplumun nükleer teknolojilere olan güvenini arttırmada da önemli rolleri var.”

SUCCESSFUL ACHIEVEMENTS

Organized in cooperation with Hacettepe University and Hacettepe Teknokent Technology Transfer Center, with the armor design that can fit each patient and region (breast, thyroid, etc.) and the bra that will move the opposite breast away from the treatment area, she developed within the scope of her doctoral study in the Radiation Oncology Department of Hacettepe University, Radiotherapy Physics Program. Nuclear Energy Engineer Nur Kodaloğlu, who won the first place in the field of Health Technologies in the Hacettepe Move Innovation Competition in 2018, is one of the young and successful names in the field. Kodaloğlu, who was awarded the ‘bronze medal’ with the patent “A Bra that Reduces the Risk of Secondary Cancer” at the ISIF 2019-International Inventions Fair organized by the Turkish Patent Institute within the scope of Teknofest in 2019 and working on new inventions, emphasizes the contribution of women to science with the following words: “Different professions Today, the number of female medical physicists and female physicians in both nuclear engineering and radiotherapy departments of hospitals, and female physicians in nuclear medicine and radiology departments is substantial. “Women also play an important role in increasing society’s confidence in nuclear technologies.”

POZİTİF KATKI SAĞLIYORUZ

“Teknolojik gelişmeyle paralel nükleer enerjinin kullanıldığı her alanda Türkiye’yi ileriye taşıyacağına inanıyorum” diyen Feride Kutbay, nükleer reaktör güvenliği alanında yaptığı çalışmalarla dikkat çeken başarılı genç bilim insanlarından biri. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Enerji Enstitüsü’nde Nükleer Araştırmalar Ana Bilim Dalı’nda Araştırma Görevlisi olarak görev yapan Kutbay, Türkiye’de bu alanda yeni iş fırsatlarının da artmaya başladığına dikkat çekerek, şunları ifade ediyor: “Nükleer güç santralini barındıran bir ülke olarak, nükleer reaktörlerin işletilmesi için yetiştirilen uzmanların dışında IAEA standartlarının ülkemizde uygulanmasında görev alacak uzmanlara da ihtiyaç var. Şu anda Rusya’da eğitim gören öğrencilerimizin dışında Türkiye, son birkaç yıldır Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı yurt dışı yüksek lisans bursu ile nükleer alanda yetiştirilmek üzere farklı ülkelere öğrenci gönderiyor. Geleceğe yönelik insan kaynağımızı güçlendiriyoruz. Kadın istihdam oranının artırılması ve kadın profesyonellerin yetiştirilmesine yönelik adımların Türkiye’de gelişmekte olan nükleer sektöre pozitif yönde etki edeceğini düşünüyorum. Kadınlar bu mesleğe enerji ve güç veriyor.”

WE PROVIDE POSITIVE CONTRIBUTION

Feride Kutbay, who said, “I believe that it will carry Turkey forward in every field in which nuclear energy is used in parallel with technological development,” is one of the successful young scientists who draw attention with her studies in the field of nuclear reactor safety. Kutbay, who works as a Research Assistant in the Department of Nuclear Research at Istanbul Technical University (ITU) Energy Institute, draws attention to the fact that new job opportunities have started to increase in this field in Turkey, and says: “As a country that hosts a nuclear power plant, In addition to the experts trained for the operation of nuclear reactors, there is also a need for experts who will take part in the implementation of IAEA standards in our country. Apart from our students currently studying in Russia, Turkey has been sending students to different countries to be trained in the nuclear field for the last few years, with a graduate scholarship from the Ministry of National Education. We are strengthening our human resources for the future. I think that steps towards increasing the rate of female employment and training female professionals will have a positive impact on the developing nuclear sector in Turkey. Women give energy and strength to this profession.”

“I believe that it will carry Turkey forward in every field in which nuclear energy is used in parallel with technological development.” — Feride KUTBAY, Istanbul Institute of Technology. Türkiye

First published in Gulnar City 8 July 2020. Reproduced here in English and Turkish.

--

--

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store
The Thorium Network

The Thorium Network

23 Followers

We Deliver Thorium(TM) for Molten Salt Fission Technology(TM). Blockchain focused. Technology focused. A 21st century solution>>> TheThoriumNetwork.com